Reklam
Tarih : 2026-02-11 13:38:21

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Dünyada ve bölgemizde bir Türkiye rüzgarı esiyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle:

“Milletten aldığı yetkiyle ilçesine üç dönemdir hizmet eden, başarılı bir kadın siyasetçiyi ‘Şalvarlı kadının görevi, ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır’ diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum.

Yıllarca sırf başörtülerinden ötürü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma hakkını, hatta seçilme hakkını gasp edenlerle Anadolu kadınının asırlardır üzerinde gururla taşıdığı yazmasına, tülbentine, şalvarına, çarşafına, ehramına, fistanına dil uzatanlarla milletimize tepeden bakan, milletimizi hor ve hakir görenlerle mücadelemizi her zeminde sonuna kadar devam ettireceğimizin bilinmesini istiyorum.

Kardeşlerim, bu ülkede yasakçı ve baskıcı anlayışa göz yummadık ve yummayacağız. Kadınlara parmak sallayanlara meydanı terk etmedik, etmeyeceğiz. Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız.

Bölgemizde ve dünyada birer kırılma anını sembolize eden gelişmelere hep beraber şahitlik ediyoruz. İktidar ve ittifak olarak bu gelişmeleri çok yakından takip ediyor, tahlil ediyor, gerekli müdahaleleri yaparak ülkemiz lehine yönlendirmeye çalışıyoruz.

Özellikle dış ilişkiler noktasında yoğun bir temas trafiğimiz söz konusu. Biliyorsunuz geçtiğimiz hafta kardeş ülkelerimiz Suudi Arabistan ve Mısır’a önemli birer ziyaret gerçekleştirdik. İkili ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almanın yanı sıra Filistin, Suriye, Sudan başta olmak üzere güncel meseleleri kapsamlı şekilde istişare ettik.

Her iki ziyaretimizden enerjiden savunmaya farklı alanlarda imzaladığımız toplam 12 anlaşmayla döndük. Özellikle yenilenebilir enerji alanında Suudi Arabistan ile imzaladığımız anlaşma, stratejik öneme sahiptir. Bu anlaşmaya göre inşallah Suudi şirketleri, Türkiye’de toplam 5 bin megavat gücünde güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek. İlk aşamada Sivas ve Karaman’da biner megavatlık güneş enerjisi santralleri kurulacak. İki güneş enerji santrali projesiyle toplam 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılamayı hedefliyoruz.

Durmuyoruz değerli kardeşlerim, duramayız. Yapacağız çok şey var. Tempomuzu, aşkımızı, şevkimizi her gün biraz daha artırıyoruz.

Bugün Yunanistan Başbakanı Sayın Miçotakis’i ülkemizde ağırlayacağız. Yarın Sırbistan Başbakanı Sayın Vucic, Ankara’ya gelecek. Önümüzdeki pazartesi ve salı günleri ise inşallah Birleşik Arap Emirlikleri’ni ve Etiyopya’yı ziyaret edeceğiz.

Dünyada ve bölgemizde tabiri caizse bir Türkiye rüzgarı esiyor. Türkiye olarak kendimiz için ne istiyorsak, dostlarımız, kardeşlerimiz için de aynısını istiyoruz. Kendimiz için nasıl huzur, güvenlik istiyorsak, nasıl istikrar, kalkınma, refah istiyorsak komşularımız ve tüm kardeş ülkeler için de aynısını istiyoruz. Son dönemde hız verdiğimiz diplomatik çabalarımız işte bunun içindir.

Bilinen-bilinmeyen, görünen-görünmeyen temaslarımızın temel gayesi, aynı şekilde bölgesel barışa katkı sunmaktır. Hiçbir komplekse kapılmadan, tüm aktörlerle görüşüyor, tamamen kardeşlik hissiyatı içinde fikir ve önerilerimizi muhataplarımızla paylaşıyoruz.

İnsanlık tarihiyle yaşıt bir bölgenin kadim sakinleri olarak son yıllarda çatışmalarla, kardeş kavgalarıyla, Gazze’de olduğu gibi barbarlıkla anılan coğrafyamızın tekrar bir selam yurdu, yeniden bir güven ve esenlik yurdu olması için hüsnüniyetle çalışıyoruz.

Bilhassa komşumuz Suriye’nin yaklaşık 14 yıldır hasretini çektiği istikrara, barışa, huzura süratle kavuşması en büyük temennimizdir.

Aynı kıbleye yönelen Suriyeli kardeşlerimizin birlik içinde, kardeşlik içinde aydınlık geleceklerini omuz omuza inşa etmesi, bizim samimi arzumuzdur. Suriye konusunda Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve Ürdün’ün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum.

Suriye’nin huzuru için her üç ülkeyle inşallah birlikte hareket edeceğiz. Bizim Suriye meselesinde tavrımız ilk günden beri nettir. Orada akan her damla kan ve gözyaşı, bizim de yüreğimizi dağlamaktadır.

Suriye’ye vicdan merceğinden bakan herkes, bir defa şunu kabul edecektir: Tıpkı aziz milletimiz gibi kardeş Suriye halkı da her şeyin en iyisine, en güzeline layıktır. Hiç şüphesiz bunu fazlasıyla hak etmektedir.

18 ve 30 Ocak mutabakatlarının tek ordu, tek devlet, tek Suriye temelinde titizlikle uygulanmasını bu bakımdan çok önemsiyoruz. Suriye’de kalıcı barışın ve istikrarın yol haritası belli olmuştur. Taraflar, bunun idrakinde olarak yanlış hesap yapmamalı, eski hataları tekrar etmemeli, maksimalist taleplerle süreci zehirlememelidir.  Şiddetin daha büyük şiddeti besleyeceği unutulmamalıdır.

Artık Suriye’nin kaynaklarının, Suriye’nin yeraltı ve yer üstü zenginliklerinin tünel yapmaya, şehirlerin altında tünel kazmaya değil, Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanmasının vakti gelmiştir.

Biz, Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed Şara’nın ülkesini bir an önce ayağa kaldırmaya, buna yönelik samimi gayretlerinin en yakın şahidiyiz. Son operasyonlarla işgalden kurtarılan yerlerde de yeni yönetime karşı hem teveccühün hem büyük bir beklentinin oluştuğunu müşahede ediyoruz. Yeniden yeşeren umutlar, inşallah bir daha kara kışa dönmeyecektir. En başta Türkiye, buna izin vermeyecektir.

Halep ile birlikte Şam, Rakka, Haseke, Kamışlı’da şen olana kadar, yaralı çocuklarla birlikte Kobanili yavruların da yüzlerinde tebessüm çiçekleri açana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun yalnız bırakmayacağız.

Suriye konusunu iç siyasette istismar etmek suretiyle milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı amaçlayan bu rezil siyasetin koç başlığını ise ana muhalefetin genel başkanlık koltuğunda oturan zat ile yoldaşları yapmaktadır.

Nasıl bir milyon kardeşimiz katledilirken Suriye’yi umursamadıysalar bugün de aynı durumdalar. Krizi, fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler.

Suriye’nin etnik temelli bir çatışmaya sürüklenme riski, bu komşu ve kardeş ülkenin tekrar kan gölüne dönme ihtimali bunları zerre miskal ilgilendirmiyor.

Açıkçası biz, CHP’nin başındaki zattan bir siyaset ortaya koymasını, proje üretmesini, milletin ve coğrafyamızdaki mazlumların derdiyle dertlenmesini beklemiyoruz. Son kepazelikleriyle birlikte artık bundan ümidimiz kalmadı.

Hakaret etmeden, küfür etmeden, tehdit etmeden, mikrofonu yumruklamadan, önüne gelene sataşmadan da bu ülkede siyaset yapılabileceğini öğrensin. Affınıza sığınarak söylüyorum: Meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin.

Görüyoruz ki zaman değişiyor, dünya değişiyor, genel başkanlar değişiyor ama CHP’de gelen gideni aratır gerçeği asla ve asla değişmiyor.

Biz, eskisini oturduğu koltuğun hakkını vermiyor diye eleştiriyorduk, yerine gelen selefinden de kötü çıktı. Anlaşılan yeni genel başkanın, kelime dağarcığı öncekinden daha sınırlı. Biz, üslup sorunu var zannediyorduk, meğer sorun bizatihi üslubuymuş. Biz, Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed Şara’ya yönelik edep ve nezaket dışı ifadelerini ayıplıyorduk meğer beyefendi, günlük hayatta da o seviyesiz kelimelerle iletişim kuruyormuş.

Durum öyle yere vardı ki millet, son günlerde dizi izlemeyi bıraktı her akşam çayı, çekirdeği alıp CHP’nin skandallarını seyretmeye başladı.

 Sosyal devlet ilkemizin vücut bulduğu alanların en başında afet zararlarının tazmini vardır. Ülkemizde son 23 yılda yaşanan doğal afetlerin hiçbirinde vatandaşlarımızı mağdur etmedik. Hele hele milletimize faizle afet konutu hiçbir zaman ödetmedik. Olabilecek en uygun şartlarda hiç kimseyi yormadan, kimseyi sıkıntıya düşürmeden afetzede kardeşlerimizi yuvalarına kavuşturduk.

23 yıldır ne yaptıysak 6 Şubat deprem konuları için de aynısını yapıyoruz. Daha önce İzmir’de, Elazığ’da, Bozkurt’ta, Manavgat’ta milletimiz nasıl faizsiz, sabit fiyatlarla ev sahibi olduysa yine bu evlere de öyle sahip olacak.

Bakınız İzmir’de afet konutlarının aylık taksiti bin 600 lira. Elazığ’da taksitler sadece bin 60 lira. Giresun’daki kardeşlerimiz, afet konutları için bin 400 lira ödüyor. Yani her bir kardeşimiz son derece sembolik rakamlarla ev sahipleri oldular.

11 ilimizdeki vatandaşlarımız da evlerine zorlanmadan, çok uygun şartlarla faizsiz, sabit fiyatlarla kavuşacak.

Son Kabine Toplantımızda meseleyi enine boyuna değerlendirdik. Titiz bir çalışmayla milletimiz için en uygunu neyse onu ortaya çıkardık. Aziz milletim, özellikle yuvalarına kavuşan depremzedelerimizin bizleri çok iyi dinlemesini kendilerinden istirham ediyorum.

Öncelikle şunu söyleyeyim: Yaptığımız 455 bin afet konutunun tüm altyapı bedellerini biz karşılıyoruz. Kalan fiyat üzerinden vatandaşlarımıza yüzde 50 indirim yapıyoruz. Böylece altyapı dahil konut fiyatlarının yüzde 65’ini devletimiz ödüyor. Dahası 2 yıl ödeme almayacağız. Vatandaşımız, anahtarını teslim aldıktan 2 yıl sonra ödemeye başlayacak. 18 yıl boyunca da aynı fiyatla ödeyecek.  Konutlarımızı ortalama 1 milyon 890 bin liralık fiyatla vatandaşımıza sunacağız.  3+1 konutlarımız için ayda 8 bin 750 lira taksit ödenecek. Bu fiyat, değişmeyecek. 18 yıl boyunca sabit yani faizsiz olacak.

Vatandaşımıza bir alternatif daha sunuyoruz. Peşin ödemek isteyen olursa Meclisimizde düzenleme yapacağız. 484 bin liradan yani neredeyse 4’e 1’i fiyatına vatandaşlarımız bu evleri alabilecek. Bunu alırken kredi kullanmak isteyen vatandaşımıza da kamu bankalarımız gerekli kolaylığı sunacak.

Yaklaşık 16 aydır gizli-açık çeşitli sabotaj girişimlerine rağmen hamdolsun süreci başarıyla yürüttük. İttifak olarak dayanışma halinde strateji ve taktik birliği içinde en kritik kavşaklarda cesaretli davranarak gerektiğinde riske girerek süreci bugünlere kazasız, belasız getirdik.

Suriye’nin kuzeyindeki belirsizliğin, ortadan kalkması ve tam entegrasyonun sağlanmasına paralel olarak inşallah sürecin yükü daha da hafifleyecek, belli başlı konularda çok daha seri yol alma imkanı doğacaktır.

İlgili kurumlarımız, sınırlarımızın ötesindeki gelişmeleri titizlikle takip ediyor. Tarihi bir sorumluluk üstlenen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz da nihai raporunu tamamlamak üzere. Komisyonda yer alan siyasi partilerin yapıcı katkılarıyla raporun tekemmül ettirileceğine inanıyorum.

Şurası bir gerek ki raporun açıklanmasına müteakip siyaset kurumuna daha fazla görev ve sorumluluk düşecektir. Milli iradenin tecelligahı olan Meclisimiz, inşallah sürecin yeni aşamasında da vazifesini güvenle yapacaktır.

Biz, AK Parti olarak ilk günden beri olduğu gibi mesuliyet bilinciyle hareket edeceğiz. Her zamankinden daha yapıcı, daha kuşatıcı olacağız. Ülkemize sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları bulan bu sorunun kalıcı biçimde çözülmesi için gövdemizi taşın altına koymaktan çekinmeyeceğiz.

Biliyorsunuz dün gece kabinemizde iki bakanlıkta bir nöbet değişimi yaşandı. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımıza yeni atamalar yaptık. Görevlerini devreden Adalet Bakanımız Yılmaz Tunç ile İçişleri Bakanımız Ali Yerlikaya’ya bugüne kadarki hizmetleri için teşekkür ediyorum. İnşallah bundan sonra birlikte mesai yapacağımız Adalet Bakanımız Akın Gürlek’e ve yeni İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi’ye yüce Mevla’dan üstün muvaffakiyetler temenni ediyorum. “

  Hibya Haber Ajansı

© Copyright 2026 ne var gundem de Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.