Erdoğan'ın konuşması şu şekilde:
''İlim Yayma ailemizin kıymetli mensupları, muhterem hocalarımız, sevgili genç kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler;
Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Esselamüaleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü.
Alimleri kendisine meftun eyleyen, arifçe ilmin hırkasını giydiren, bilgiyi hikmet ve güzellikle süsleyen aziz İstanbul’da sizlerle beraber olmaktan, bu manevi atmosferde sizlerle ruh ve hasbihal etmekten büyük bir bahtiyarlık duyuyorum.
İlim Yayma Cemiyetimizin 75. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle tertiplenen bu kıymetli buluşmaya hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Sizlerin şahsında, mensubu olmaktan şeref duyduğum İlim Yayma ailesinin her bir ferdine buradan selamlarımı, sevgilerimi ve en içten muhabbetlerimi iletiyorum.
Sözlerimin hemen başında, İlim Yayma Cemiyetimizin 75. yılının sizlerle birlikte ülkemiz, milletimiz, özellikle de gençlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Hasbi ve hakiki bir gönül hareketi olan İlim Yayma Cemiyetimizin ebediyete irtihal etmiş kurucularına Cenab-ı Allah’tan gani gani rahmet niyaz ediyorum. Türkiye’nin eğitim ve sivil toplum hayatına damga vuran projeleriyle, faaliyetleriyle ve hizmetleriyle Türkiye’ye katkı sunan, millet ve ümmet aşığı gençleri Türkiye’ye kazandıran bu hareketin bugünlere gelmesinde payı olan fakat artık aramızda olmayan tüm kardeşlerimi, büyüklerimi, hocalarımı rahmetle ve minnetle yad ediyorum.
Hani merhum Erdem Bayazıt abimiz bir şiirinde diyor ya:
'Onlar gittiler, topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında. Onlar gittiler, gelen zamandan bir haber gibiydiler. Onlar gittiler, giderken bir muştu gibiydiler.'
Emaneti sahibine teslim eden bu isimleri ben de şahsen, kutlu bir muştuyu omuzlayıp önden gidenler olarak görüyorum. Rabbim cümlesinin kabirlerini nur, mekânlarını cennet, makamlarını inşallah ali eylesin diyorum.
Yurt hizmetlerinden vakıf çalışmalarına, eğitim desteklerinden rehberlik faaliyetlerine; emekleriyle, gayretleriyle tam bir özveri içinde İlim Yayma çınarının gölgesini Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanına teşkil eden tüm kardeşlerime yürekten teşekkür ediyorum. Rabbim sizlerden razı olsun. Ceddinizi, gayretinizi ve emeklerinizi inşallah hayırlara tebdil eylesin.
Son olarak, 75. yıl kapsamında sene boyunca düzenlenen etkinliklerin, üç çeyrek asırlık birikimin kayıt altına alınması ve İlim Yayma ruhunun yeni nesillere aktarılması noktasında verimli neticeler hasıl etmesini temenni ediyorum.
Kıymetli kardeşlerim,
Burada bir hususun altını özellikle çizmekte fayda görüyorum. Her ne kadar 1951 yılında kurulmuş olsa da İlim Yayma Cemiyeti’nin tarihi aynı zamanda Türkiye’nin tarihidir. İlim Yayma’nın kuruluş felsefesi, Türkiye’nin var olma felsefesidir. İlim Yayma’nın nihai hedefi, Türkiye’nin asırlık gayesidir.
İlim Yayma’nın tarihine baktığımızda işte bu şuurun, bu hassasiyetin, o büyük idealin izlerine şahit oluyoruz.
Bakınız, İlim Yayma Cemiyeti’nin ilk genel başkanı merhum [isim net değil], Lozan Konferansı’nda Türkiye’nin vakıf mallarının korunması görevini üstlenen isimlerden biridir. Ateşten gömlek giydiğimiz İstiklal Harbi yıllarında İstanbul’dan Anadolu’ya silah ulaştıran Kuvayımilliye’ye çok önemli destekler sunan General Ömer Cemal Karabekir yine cemiyetin kurucu şahsiyetlerindendir.
Çanakkale’de, Kutülamare’de ve Kurtuluş Savaşı’nda önemli vazifeler üstlenmiş, İstiklal Madalyası sahibi emekli kurmay albay merhum Vehbi Bilimler; İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yol arkadaşı, Sebilürreşad dergisi yazarı merhum Hasan Hikmet Demirbağ ve daha nice kıymetli isim, cemiyetin kurucu kadrosunda yer alan dava adamlarıdır.
Bu şahsiyetlerin ortak ideali, Türkiye’nin geleceğini inşa edecek eğitimli, ahlaklı ve sorumluluk sahibi gençler yetiştirmektir. Bu isimlerin müşterek gayesi, Türkiye’nin istikbalini şuurlu, donanımlı, cesur ve özgüvenli bir gençliğe emanet etmekti. Tüm çabalarını bu amaca hasrettiler. Tüm ümitlerini bu mefkureye sabitlediler.
'Bu milletin evlatları sahipsiz değildir.' dediler. “Bu milletin çocukları ilimden, irfandan, eğitimden mahrum bırakılamaz.” dediler.
Zor zamanlarda 'Ya Allah!' diyerek, “Allah bizimledir.” diyerek, 'Allah bes, baki heves.' diyerek şurada mukaddes bir gedik açtılar.
'Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.' inancıyla Türkiye’nin eğitim davasına omuz verdiniz.
Bu şahsiyetlerin ortak ideali, Türkiye’nin geleceğini inşa edecek eğitimli, ahlaklı ve sorumluluk sahibi gençler yetiştirmektir. Bu isimlerin müşterek gayesi, Türkiye’nin istikbalini şuurlu, donanımlı, cesur ve özgüvenli bir gençliğe emanet etmektir. Tüm çabalarını bu amaca hasrettiler. Tüm ümitlerini bu mefkûreye sabitlediler.
'Bu milletin evlatları sahipsiz değildir.' dediler. 'Bu milletin çocukları ilimden, irfandan mahrum bırakılamaz.' dediler. Zor zamanlarda 'Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.' inancıyla Türkiye’nin eğitim davasına omuz verdiler ve ömür verdiler.
Kardeşlerim,
Bu yönüyle İlim Yayma, Türkiye’nin istiklal ve istikbal davasının eğitim ve sivil toplum alanındaki remzidir, mührüdür, güçlü bir yansımasıdır. Aynı şekilde İlim Yayma’nın mücadelesi, Türkiye’nin eğitim ve demokrasi mücadelesidir.
İlim Yayma Cemiyeti, tek zihniyetin kapısına kilit vurduğu imam hatip liselerinin yeniden açılması sürecinde çok önemli bir misyonu yerine getirmiş, millî iradenin yanında olmuştur.
Üstadın ifadesiyle; Allah ve ahlak demenin yasaklandığı, evlerin ve kursların basıldığı, hocaların tutuklandığı, elifba kitaplarının adeta birer suç aleti, zararlı neşriyat gibi toplatıldığı karanlık bir devirde cemiyet, milletin mesul olmasının imkânlarını oluşturmak için karanlıkları delen bir güneş misali Türkiye’nin üzerine doğmuştur.
Kuruluşundan yalnızca altı gün sonra, 17 Ekim 1951’de Türkiye’nin ilk imam hatip okulunun açılışına öncülük eden cemiyet, devam eden süreçte yüzden fazla imam hatip lisesinin yapımına da katkı sağlamıştır.
Eğitim hizmetlerinin yalnızca İstanbul’la sınırlı kalmasının önüne geçilmiştir. Anadolu’nun dört bir yanında, sonraki yıllarda farklı şehirlerde inşa ettiği yurtlarla önemli bir ihtiyacı karşılayan İlim Yayma Cemiyeti, Anadolu’dan İstanbul’a gelen talebelere burs ve barınma hizmetleri sunmuş, on binlerce gencin güvenli ve nitelikli bir yaşam alanı içinde eğitim almasını sağlamıştır.
İlim alma mücadelesi, İlim Yayma davası; nice engele, nice zorluğa, zorbalığa ve baskıya rağmen işte böyle kök salmış, büyümüş ve serpilmiştir.
Bundan 75 sene evvel 68 inanmış yüreğin halisane niyetlerle toprağa diktiği mütevazı fidan, Cenab-ı Allah’ın inayetiyle bugün görkemli bir çınara dönüşmüştür.
Bu çınarın gölgesinde Allah’a hamdolsun, nice gençler yetişti. Bu çınarın gölgesinde nice evladımız okudu. Bu çınarın gölgesinde yetişen nice kardeşimiz, İlim Yayma hareketinin açtığı yoldan yürüyerek ülkesine, milletine ve insanlığa hizmet etti.
Bugün geldiğimiz noktada şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: İlim Yayma Cemiyeti, 192 şubesi, 153 yurdu ve 122 eğitim merkezi ile Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek nesilleri ihya etmeyi sürdürüyor.
Temel eğitimden yükseköğretime, öğrencilik döneminden akademik hayata kadar son derece kuşatıcı bir sistemle hamdolsun çalışmalarına devam ediyor.
Bir yandan İlim Yayma Vakfımız, diğer yandan Sabahattin Zaim Üniversitemiz; öte yandan kendisini ilme ve gençlere adayan gönüllülerimiz, hayırseverlerimiz, mezun derneklerimiz… İlim Yayma camiasının tamamı, büyük bir aşkla, vatanına ve devletine bağlılık içinde, tam bir adanmışlıkla millete ve ümmete hizmet ediyor.
75 sene önce 68 dava adamının ortaya koyduğu bu irade; okulları, yurtları, bursları, eğitim merkezleri, akademik destek ve uluslararası çalışmalarıyla milyonlarca insanın hayatına dokunuyor.
Cenab-ı Allah’a hamdüsena olsun. Az önce Meclis Başkanımız Numan kardeşimi dinledik. Babasının bizde de çok emeği var. Allah rahmet eylesin, makamı ali olsun inşallah.
Bizlere bugünleri gösteren Rabb’imize sonsuz hamdolsun diyor; nesiller boyunca elden ele kutlu bir emanet gibi onurla taşınan bu bayrağı inşallah bizler de şanla, şerefle taşıyacak, daha da güçlü dalgalanması için bizden sonrakilere teslim edeceğiz.
Sevgili dostlarım, çok değerli kardeşlerim, sevgili gençler;
Ben sizlere inanıyorum. Gözlerinizdeki ışıltı bana bu ümidi veriyor. Onun için de durmadan, yılmadan, usanmadan inşallah bu yola devam edeceğiz.
Millet olarak tarihinden ilham ve cesaret alan bir karaktere sahibiz. İlim Yayma’nın her sayfası mücadeleyle geçen 75 yıllık tarihi elbette önemlidir. Ama asıl olan, yarına ne söylediğimiz, neyi miras bırakmak istediğimizdir.
Kuşkusuz bizim en büyük hazinemiz insan, en büyük mirasımız ise şuurlu, sağlıklı, vatanını ve milletini tutkuyla seven, iyi yetişmiş gençler olacaktır.
İnsan yetiştirmek, emek ve sabır isteyen uzun soluklu bir uğraştır. Nasıl bizler ve evlatlarımız tam 75 yıl önce ekilen tohumların meyvelerini topluyorsak, bugün toprağa serpilecek tohumlar da çeyrek asır, yarım asır sonra meyveye duracaktır.
İlim Yayma davasının 75 yılını iftiharla yâd ederken bugün aynı zamanda şu soruları kendimize sormamız gerekiyor:
Teknolojinin hızla değiştiği ve ilerlediği günümüz dünyasında gelecek yıllarda hangi alanlara odaklanacağız? Asimetrik tehditler karşısında gençlerimizin maneviyatını nasıl koruyacak, kökleriyle bağlarını muhafaza etmelerini nasıl sağlayacağız? Daha fazla öğrencinin eğitimine nasıl katkı vereceğiz? Gençlerimizin kendi yeteneklerini keşfetmesine nasıl yardımcı olacağız? Bilim, teknoloji, kültür ve sanat alanlarında kendi ruh kökümüzden beslenen ürünler, eserler ve çalışmalarla çağa nasıl damga vuracağız? Küresel kültür dayatmaları karşısında millî kimliğimizi nasıl koruyacağız?
Bu sorulara vereceğimiz cevaplar, önümüzdeki dönemi şekillendirecektir.
İlim Yayma Cemiyetimizin hedefi, sadece geçmişte yaptığı hizmetleri sürdürmekle sınırlı kalmamalıdır. Bu hizmetleri günümüzün ihtiyaçları doğrultusunda geliştirmek, yenilemek, yeni alanlara taşımak ve daha fazla gence ulaşmak da mühimdir.
Dünyanın nereye doğru sürüklendiğini hiçbirimiz bilmiyoruz. Teknolojinin hayatımız üzerindeki etkisi her geçen gün büyüyor. Yapay zeka ile birlikte hayatımızda köklü değişimler yaşanıyor.
İnsanlardan üstün oligarklar, sadece şu anki hayatımıza değil, geleceğimize de yön vermek; dünyayı anlayışları ve çıkarları doğrultusunda biçimlendirmek istiyorlar. Dünyayı keyiflerince at oynatabilecekleri bir oyun alanı olarak gören bu tekno-oligarkların hedef kitlesini ise gençlerimiz oluşturuyor.
Irkçılığı körükleyen, hedonizmi teşvik eden, hiçbir kural ve sınır tanımayan bu yeni nesil elitler karşısında ne yapacağımız, nasıl duracağımız, evlatlarımızı bunlardan nasıl koruyacağımız çok ama çok önemlidir.
İlim Yayma Cemiyetinin 75. kuruluş yıl dönümünü “Bir mirasın hafızası, bir geleceğin inşası” temasıyla idrak etmesini bu bakımdan fevkalade isabetli buluyorum. Çünkü İlim Yayma, değerlerinden kopmadan, tarihine yabancılaşmadan, kimliğini inkâr etmeden özgüvenli bir şekilde istikbale yürümenin adıdır. Karanlığa teslim olmak yerine bir mumu yakmanın, umutsuzluğa kapılmak yerine ümitvar olmanın adıdır.
Burada şunu da ifade etmek durumundayım: Tekno-oligarkların insanı, tabiatı, gökyüzünü, hatta uzayı metalaştıran tahakkümcü zihniyeti karşısında en büyük güvencemiz, Teknofest gençliği olacaktır. Elbette İlim Yayma gençliği olacaktır. Ortak hedefimiz, teknolojiyi insan merkezli kullanan ve geliştiren bir gençliğin yetişmesini sağlamaktır. Karşımızda daha çok okuyan, daha çok düşünen, daha çok üreten; bütün bunları yaparken vicdanını ve insanlığını koruyan, millî ve manevi değerlerini kendine rehber edinen bir neslin yetişmesine katkı sunmaktır.
İstiklal Marşı şairimiz merhum Mehmet Akif ne diyor? Burası çok önemli:
'Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı,
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı.'
Meselelerimizden kopmadan yenilenmek, kimliğimizi kaybetmeden ilerlemek, medeniyet değerlerimize sırtımızı dönmeden çağın imkânlarını kuşanmaktır. Bizim yolumuz da istikametimiz de hedefimiz de tam olarak budur.
Kıymetli hocalarım, sevgili genç kardeşlerim,
İlim Yayma ailesi olarak ne kadar ağır bir mesuliyeti omuzladığınızı en iyi sizler biliyorsunuz. Sizler çok hayati bir görevi başarıyla icra ediyorsunuz. Türkiye’nin önünü açacak, bu ülkenin vizyonuna katkı yapacak, büyük ve güçlü Türkiye’yi kuvveden fiile çıkaracak işler yapıyorsunuz.
En önemlisi, sizler inşallah gönüller sultanı Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam’ın şu müjdesine nail olacak faaliyetler yürütüyorsunuz. Bakın, iki cihan serveri, ilmi çoğaltanlara, yayanlara, yani sizlere nasıl bir müjde veriyor:
'Kim ilim için yola çıkarsa Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır. Melekler, hoşnutluklarından dolayı ilim talebesinin üzerine kanatlarını serer. Sudaki balıklara varıncaya kadar yer ve gök ehli, alim kişinin bağışlanması için Allah’a yakarır. Alimin abide üstünlüğü, parlaklık, görünürlük ve güzellik bakımından Ay’ın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Kuşkusuz alimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler miras olarak ne altın ne de gümüş bırakmışlardır. Onların bıraktıkları yegane miras ilimdir. Dolayısıyla kim onu alırsa büyük bir pay almış olur.'
Evet, sizler, yani bu ilmi tevarüs edenler, gençlerimizi ilim ve hikmetle teçhiz edenler, inşallah büyük bir pay alacaksınız. Sizler daha müessir, daha müreffeh bir Türkiye için üreten, emek veren, bu sayede Türkiye’ye yön veren gençlerin yetişmesine vesile olacaksınız. Sizler Teknofest kuşağına yeni fertler, yeni gençler kazandıracak; bu milletin, bu ümmetin hayrına daha nice işler başaracaksınız.
Bugün burada, gönül dostlarımın arasında sizlere olduğu kadar kendime de hitap ederken şu gerçeği önemle ifade etmek istiyorum: Ülkenin ve milletin hayrına olan her işi engellemeye çalışanlar, 75 sene olduğu gibi bugün de yarın da olacaktır. Tam 75 yıldır yanan bu ilim ve irfan ocağını söndürmek için ellerinden geleni yapanların, bundan sonra da boş durmayacağını çok iyi biliyoruz.
Allah’ın izniyle onlara bekledikleri fırsatı hiçbir zaman vermeyeceğiz. Rabbimin şu müjdesini kendimize rehber edinerek kavline ve davasına sadık nesillerin yetişmesi için mücadeleye hep beraber devam edeceğiz.
'Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız üstün gelecek olan sizsiniz.'
Fütüvvet, şöhret, zenginlik gibi dünyevi ihtiraslar beklemeden ömrünü İlim Yayma davasına adayan isimsiz kahramanların emanetini inşallah yere düşürmeyecek, çok daha yükseklere çıkaracağız. Allah’ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirdik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz.
Başta şehit Başbakanımız merhum Adnan Menderes ve kurucularımız olmak üzere, dualarıyla, gözyaşlarıyla, infaklarıyla üç çeyrek asırdır bu çınarın büyümesi için emek veren bütün kardeşlerime, hocalarımıza, hayırseverlerimize, gönüllülerimize, mezunlarımıza ve öğrencilerimize teşekkür ediyorum.
Ebediyete irtihal eden büyüklerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum.
İlim Yayma Cemiyetimizin 75. kuruluş yıl dönümü mübarek olsun diyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Tekrar görüşmek temennisiyle sizleri Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.''
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 ne var gundem de Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.